Tarımda Kalite ve ISO 9001

Sektörlerdeki yeni arayışlar tarımsal kesim içinde geçerli olmaktadır ve olmalıdır. Günümüzde gelişmeye bağlı olarak insanları isteklerinin daha çok dikkate alınmasını gündeme getirmiştir. Eskiden tarımsal üretimde üretilen ürünün miktarının arttırılması önemli iken artık üretilen üretimin kalitesi ve bu kaliteyi kurmada kullanılan sistemin gelişmeye yönelik hususlar içermesidir.

Bu yazıda tarımda kalite kurulmasına yönelik olarak yapılması gereken işlemler kalite mantığı çerçevesinde ortaya konulmuştur. İlk yazıda kalite konusu ele alınarak toplam kalite sistemine geçiş ele alınmıştır.

Gelişen teknoloji insan yaşantısında yeni değişiklere neden olurken,üretim kaynaklarının yapısında da yeni yeni uygulamaların girmesine neden olmaktadır. Bu uygulamalarda temel prensip olarak verimlilik ön plana alınırken, verimliliği etkileyen tüm parametrelerin ele alınmasını da gündeme getirmektedir.

Öte yandan çağımızda değişim olayları sıkça rastlanmakta ve her gün karşımıza çok farklı boyutlarda çıkabilmektedir. Şüphesiz bu konuda ülkeler arasındaki sınırların bir bakıma kaldırılması yani globalleşmenin büyük etkisi olmaktadır. Globalleşme beraberinde rekabeti getirmektedir. Rekabet edebilmek içinde çeşitli yöntemlerden yararlanılmaktadır. Bunlardan biride ve en önemliside kalitedir.

KALİTE VE KALİTE SİSTEMLERİ

Kalite kavramı,net bir tanıma sahip değildir. Ancak bakış açılarına bağlı olarak kalite tanımında;felsefi tanım,müşteri bazlı tanım,ürün bazlı tanım ve üretin bazlı tanımlarla karşı karşıya kalabilmekteyiz.

Felsefi tanım içinde kalitenin bir düşünce yada madde olmadığı ancak ne olduğu bilinmesi olarak açıklanırken,genelde müşteri bazlı tanımda ihtiyaçların karşılama yeteneği olarak bilinmektedir .Ürün bazlı tanımda ise;içerik yada yaklaşımların kalitesindeki kantitatif farklar olarak tanımlanırken,üretim bazlı tanımda kalite ilk seferde doğrusunu yapabilme ve isteklere uygunluk olarak ele alınmaktadır.

Kalite temelde nasıl tanımlanırsa tanımlansın,uygulama alanı işletmelerin yapıları üzerinde olmaktadır. Uygulamaya bakıldığında çok farklı işletme yapılarıyla karşı karşı kalınmaktadır. Tarımsal uygulamaların çok çeşitli oluşu bu işletme yapılarının da çok çeşitlenmesine etkili olmaktadır. Bazen aile işletmesi bazen çiftlik bazında işletmeler bazen de büyük işletmeler gündeme gelmektedir.

Ancak unutulmaması gereken nokta işletme ne tipte olursa olsun amaç kar etmektir .Kar etmeninde temel şartı bulunduğu alandaki pazarda pay sahibi olabilmesidir. Örneğin bir süt

işletmesi bulunduğu süt sektörü içersinde oluşan pazarda önemli bir paya sahip olabilmelidir. Pazarda pay sahibi olabilmek içinde o işletmenin diğer işletmelerle rekabet edebilmeye bağlıdır. Rekabet için üç unsur bulunmaktadır. Bunlar; kalite, fiyat ve zamandır.

Ürün kalitesi arttıkça müşterinin ödeme gücünün zorlanmasına karşın,müşteri için zamanında teslimat ve üretim hızı ön plana çıkmaktadır. Aynı şekilde kalite açısından üretimin etkinliği ve yeteneğini öncelikle ele alınırken bu konuda mühendislik açısndan belli bir sürecin işlemesine neden olunmaktadır.

Bu sürecin başlangıcında tarımsal işletmede kaliteyi oluşturarak rekabetin gerçekleştirilmesinde önemli olan sorunların tanımlanması yapılmakta,üretimden satışa kadar ki aşamalarda araştırma ve geliştirme yapılabilecek unsurların ortaya konulması hedeflenmektedir. Burada önemli olan bu süreç içersinde müşteri istek ve beklentilerinin de dikkate alınmasıdır. Müşteri istek ve beklentileri ise müşteri anketleri odak grupları ve değişik müşteri değerlendirmeleriyle kalite için gerekli tüm fonksiyonların geliştirilmesi ve üretime hemen aktarılmasının yapılmasıdır.

Öte yandan kalite her ne kadar insanlık tarihi boyunca insanlığın bir iş parçası olmuşsa da kavram olarak kontrol ile birlikte başlamıştır. Diğer işetmelerde olduğu gibi tarımsal işletmelerde müşterilerine hatasız ürün verebilmek ve geleceğe yönelik olarak pazarlarını koruyabilmek amacıyla kalite kontroluna önem vermişlerdir.

Bu yöntemde ürün elde edildikten sonra muayene ve test işlemleri yapılmaktadır. Bu işlemlerde istenen özellikteki ürün dışındakilerin ayıklanması bir başka amaçla değerlendirilmesi yapılırken işletmeye maliyet artışı getirmekte,müşteriye pahalı ürün şeklinde yansımasına neden olmaktadır. Bu uygulamada üretim sisteminin ve proseslerin geliştirilmesi söz konusu olmadığından bazı kusurlarında oluşmasına engel olunamaktadır.

Oysa kalite sisteminde temel hedef üretilen ürün üzerinde olmamalı bunun yanında bu ürünün üretiminde uygulanan sistem ve proses üzerinde olmalıdır. Zaten Kalite oluşturulmasında en çok ele alınan DEMİNG prensibi de bunu önermektedir. Yine bu prensip içersinde tarımsal anlamda üretilen ürünlerin eldesin de uygulanan sistemin yönetilmesi,geliştirilmesi ve daha uygun şartların oluşturulması hedeflenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bunun sonunda kalite kontrol kavramı yerine kalite güvence sistemi karşımıza çıkmaktadır. Bunun anlamı tarımsal üretimde üretilen ürünlerin her koşulda istenilen özelliklere sahip kılınmasının teminidir. Genel anlamda ise tarımsal ürünün kalite konusunda belirlenmiş tüm gerekleri yerine getirmesinde yeterli güveni sağlamak için uygulanacak planlı ve sistematik etkinliklerin tümü olarak tanımlanmaktadır.

Tüm tarımsal ürünlerde tüm üretim aşamalarında talimatlar,görev ve sorumlukların tanımlamaları vb.belgelemeler,çalışanların eğitilmesi ve kalite konusunda bilinçlendirilmesi ile kalitenin planlanan düzeyde en az girdi ile yapılması kalite güvence sisteminin temelindeki ana unsurdur. Bu unsura ek olarak tarımsal üretim sonucu elde edilen üründen yararlanan müşterilerin gereksinmelerininde ele alınmasını zorunlu hale getirmektedir.

Artık tüm işletmelerde olduğu gibi tarımsal işletmelerde de kalite güvence sistemleri bir işletmenin tümünü kapsayan bir hedef olarak alınmaktadır. Sistemin verimli çalışması için tüm aşamalarda akış şemaları oluşturulmaktadır.

Klasik kalite sistemlerinin uygulamada oluşturduğu hataların aranması yerine bunları oluşturan nedenlerin üzerine gidildiği ve hata kaynaklarının ortadan kaldırıldığı kalite güvence sisteminin tarımsal işletmelerde uygulanması ile;

• Kalitede süreklilik,

• Daha iyi rekabet edebilme olanağı,

• Tarımsal üretimi kullanan kesimdeki güven duygusu,

• Kalite kontrol işlemin kapsamının azaltılması

• Yüksek verim,

• Çağdaş bir çalışma ortamı, çalışanlarda yüksek motivasyon,

• Minimum maliyet,

• Maksimum ürün güvencesi oluşmaktadır.

Bütün bu işlemler sonunda işletmelerde değişik kalite sistem yapıları oluşmaktadır. Bunlar:

Hedefi olmayan işletmeler,

Hedef belirleyenler,

Teknikleri uygulayanlar,

Gelişme kaydedenler,

Toplam kalite uygulayanlar,

Dünya markası oluşturanlar,

şeklinde gruplandırılabilir.

Hedefi belli olmayan işletmeler genelde kalite sistem çalışmalarına yeni başlamışlardır. Vizyon olarak ISO 9000 ile sınırlı olan bu işletmelerde kalite oluşturmanın bir maliyet gerektirdiği düşünülür. Kalite konusunda eğitim almadıklarından genelde kalite sisteminin neler kazandıracağını konusunda fikirleri yoktur. Öte yandan bu tip işletmeler aslında geçmişte çok başarı işletmeler olarak da bilinirler. Amaçları müşteri gereksinmelerini karşılamak yada günü yakalamak olan bu işletmelerde teknolojiye yapılacak yatırımlardan kaçılmaktadır.

Hedefi belirleyenler işletmelerde kalite çabalarının geçmişi 2-3 yıla dayanır.Kalite uygulaması bir plan içinde olmasına karşın geçmişte yaşanan başarısızlıkları düşünerek cesaretleri yoktur. Ancak kalitenin ne getireceğini bilmektedirler. İşletme içinde kalite birimi kurulmuş ve ciddi bir yere sahiptir.

Teknikleri uygulayan işletmelerde kalite çalışmaları 3-5 yıllık bir geçmişe sahiptir. ISO 9000 belgeleri olan bu işletmelerde her yeni teknik kurtarıcı gözü ile bakılır. Gelecek yerine günlük işlerin düşüncesi bu tip işletmelerde hakim durumdadır.

Gelişme kaydeden işletmeler 5-7 yıllık kalite kültürü içinde önemli oranda kaliteden yararlanan işletmelerdir. Bunlarda toplam kalite kültürü uzun dönemli bir çalışmanın aracı olarak ele alınmaktadır. Kurulan kalite sistemlerinde ortaya çıkan problemlerin çözülmesi ön planda tutulur.

Toplam kalite uygulayanlar güçlü ve dünya çapında bir Pazar ve üne sahip işletmelerdir. Kalite işletmenin bir yaşam tarzı olmuştur. İşletmede tüm çalışmalar ölçülür ve göstergelere sahiptir. Organizasyonel sorumluluk kavramı yerleşmiş düzeydedir.

Dünya markası oluşturan işletmeler ise toplam kalitenin en üst düzeyde olduğu işletmelerdir. Müşteri memnuniyetini geliştirmek konusunda sürekli çaba harcanır yeni fırsatlar ortaya çıkarılır. Çalışmalarda bitme değil yeni hedeflerle tazelenme ön plandadır. Tüm çalışmalarda müşteri odak noktası olarak ele alınır.

İşte tüm farklı düzeylerde kalite uygulayan işletmeler dikkate alındığında ülkemizin genel tarımsal yapısı da göz önüne alınırsa tarımda toplam kaliteye ulaşabilmek için çok yapılması gereken işlemin olduğu gerçeği ortaya çıkar. Ancak burada unutulmaması gereken bir nokta mutlaka tarımda da toplam kalite mantığının etken bir şekilde kullanma yollarını araştırmak ve uygulamaya hızla sokmak gerçeğidir.